6736 SAYI YASA İLE GETİRİLEN "VERGİ BARIŞI" NIN UYGULAMASI VE BAZI SORUNLAR

 

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 6736 sayılı Kanun 19/08/2016 tarihli ve 29806 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak uygulamaya geçmiştir. Söz konusu Kanun ile,

  • 30.06.2016 tarihi itibariyle gecikmiş vergi borçlarında Yurt İçi ÜFE oranında güncelleme,
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Trafik Para Cezalarında önemli indirim,
  • Peşin ödemelerde Yurt İçi ÜFE oranında hesaplanan tutardan ayrıca %50 indirim,
  • Vergi aslına bağlı olmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının %50’sinin silinmesi,
  • Varlık Barışı,
  • Vergi ihtilaflarının sulh yoluyla sonlandırılmasında % 80’e varan indirim,
  • İşletme kayıtlarının cezasız ve faizsiz olarak gerçek duruma uygun hale getirilmesi,
  • Eczanelerde cezasız faizsiz stok düzeltme,
  • Matrah ve vergi artırımında vergi incelemesinden muafiyet,
  • İnceleme ve tarhiyat safhasındaki borçlar için yapılandırma,
  • Beyan edilmemiş gelirler ve kazançlar için pişmanlıkla cezasız ve faizsiz beyan,
  • Yapılandırılan borçları anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi kartı ile ödeme,
  • 6552 sayılı Kanun kapsamında devam eden borçların yeniden yapılandırılması,
  • Vadesi 31.12.2011 tarihinden önce olan 50 TL ve altındaki borçların silinmesi,

gibi çok önemli imkânlar getirilmiştir.

Yukarıdaki imkânlardan yararlanmak için özetle;

 

31 Ekim 2016 tarihine kadar

  • Alacakların yapılandırılması
  • Matrah artırımı
  • İhtilaflı dosyaların yararlandırılması

 

30 Kasım 2016 tarihine kadar

Kasa hesabının düzeltilmesi

Ortaklar cari hesabının düzeltilmesi

           Stokların düzeltilmesi

 

Kısaca "vergi barışı" olarak getirilen bu düzenlemeden yararlanmak isteyen mükelleflerin ilgili Kanun ve buna bağlı yayımlanan 1 Seri No.lu Tebliği dikkate alarak işlem yapmalarında fayda görülmektedir.

 

Ancak, görülüyor ki, 1 Seri No.lu Uygulama Genel Tebliği'nin de bazı tereddütlü konulara açıklık getiremediği, hatta 2 Seri No.lu Tebliğe ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.

 

UYGULAMAYA YÖNELİK BAZI SORUNLAR VE ÖNERİLER

 

İlgili Kanun ve Tebliğ çerçevesinde yararlanmak isteyen mükelleflerin karşılaştıkları tereddütler ve bazı tartışmalı konular hakkında Odamız PLATFORM ekibinin ortak çalışması sonucu aşağıdaki değerlendirme ve tespitler yapılmıştır.

 

1) Matrah artırımında;

 

● Artırımda bulunacak mükelleflerin, VUK'nun 359’ncu maddesi ile ilgili olarak maddenin tümünü mü dikkate almaları gerekir yoksa sadece yasa hükmünde yer alan 359’ ncu maddenin (b) fıkrasında belirtilen hususları mı dikkate almaları gerekir.

Yasada açık olarak “sahte belge düzenleyenler ile defter ve belgelerde tahrifat yapanlar” denilmiş olmasına rağmen Tebliğde sadece sahte belge düzenleyenlerden söz edilmiş olması bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır.

● Hakkında sahte belge düzenleme raporu bulunan mükellefin yasadan yararlanamayacağına ilişkin hükmün sadece ilgili yıl bakımından mı geçerli bulunduğu yoksa diğer yıllar bakımından da yararlanmasının mümkün olmayacağı görüşünün mü geçerli olduğu konusunda Platformda yapılan görüşmeler sonucunda, raporun bulunduğu ilgili yıl için yasadan yararlanamama hususunun söz konusu olduğu, diğer yıllar ise yasadan yararlanabileceği kanaati ağırlıklı görüş olarak ileri sürülmüştür. Zira af niteliğindeki vergi yasalarında asıl olan mükelleflerin aleyhlerine olan hükümlerin değil, lehlerine olan hükümlerin yasalarda yer alması ve kamu alacaklarının tahsilini kolaylaştırmaktır. Esasen bu tür yasaların aleyhte hüküm ifade edecek şekilde de yorumlanmaması gerekir.

Dolayısıyla bu konunun da tereddütlere yol açmayacak şekilde Tebliğ ile açıklığa kavuşturulması gerekir.

 

● Hiç mükellefiyeti olmayan veya beyanda bulunmamış mükelleflerin matrah artırımından yararlanıp yararlanmayacağı konusunda Platformda oluşan kanaat yararlanacağı yönündedir. Daha önceki af niteliğindeki yasalarda mükellefiyet açtırıp/kapatmak ve beyanda bulunmak suretiyle yasanın getirdiği imkânlardan yararlanılmakta iken, yeni düzenlemede böyle bir imkânın olduğuna ilişkin açık bir hususa rastlanılmamaktadır.

 

2) İşletme kayıtlarının düzeltilmesinde;

 

Yasada belirtilen hesapların düzeltilmesi noktasında teknik olarak bir kısım tereddütler doğmaktadır. Bu konuda, İkinci bir Tebliğ hazırlanması gündemde olmasına rağmen henüz yayınlanmamış olmasının tereddütlerin giderilmesini geciktirmekte olduğu gibi yasadan yararlanmak üzere başvuru yapılmasını da geciktirdiği söylenebilir.

 

●  Bir kere yasada her hesabın düzeltmeye konu edilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi gerçek (ticari) ilişkiyi ve işlemi ifade eden hesaplar üzerinde düzeltme yapılmaması gerekmektedir. Ancak, ticari faaliyetle ilgili olmayan hesaplar fiktif kabul edilerek düzeltilmelidir.

  • Kayıtlarda olan ve fakat işletmede bulunmayan, yasada yazılı hesapların dışındaki hesapların düzeltmeye konu olup olmayacağı konusunda bir netlik bulunmamaktadır.
  • Bilançoları bozucu nitelikteki “diğer” hesaplarda, düzeltme yapılması da yasaya göre mümkün olması noktasında netlik bulunmamakta ve tereddütler doğurmaktadır.
  • %3 vergi ödenmek suretiyle fiktif hesapların, giderleştirilmek suretiyle doğrudan yok edilmesi yeterli olmayıp, öz varlıklarda meydana gelen olumsuzluğun da diğer kurumlar nezdinde izahında zorlanılacaktır.
  • Kanunda, bazı işletme kayıtlarının düzeltilmesinde aktif  hesap olarak “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Hesabı” kullanılmak suretiyle muhasebeleştirileceği belirtilmiştir. Ancak, kanunda yer almadığı halde Tebliğ'de bahsedilen “296 No.lu Geçici Hesap” tercihinin ne anlama gelmekte olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
  • Stok beyanı ile ilgili olarak, % 0 oranlı KDV'ye tabi malların nasıl beyan edileceği konusunda açıklık bulunmamaktadır.  (0) –sıfır- oranlı KDV ye tabi bir malın düzeltme işlemine tabi tutulması durumunda yasada belirtilen oran mı uygulanacak, ilgili malın tabi olduğu oran mı uygulanacak. Bu konuda, yasada (0) oranının belirtilmemiş olmasından dolayı uygulamada sıkıntısı yaşanacağı açıktır.
  • Geçmiş yıl hesaplarını düzelten mükelleflerin 2016 yılında geçici vergi dönemleri için "düzeltme" imkânı verilmekle birlikte, bu konuda Tebliğ'de fazla açıklamaya yer verilmemiş olması farklı yorumlara yol açmaktadır. Ayrıca, geçmiş dönemlerde "adat hesabı" yapmayan mükelleflerin, bu yasa kapsamında bilançolarını düzeltmeleri halinde geçmiş yıllarda yapmadıkları "adat hesabı" nedeniyle sorgulanabilecekler mi sorusu da sorulmaktadır. Bu tereddütlerin de giderilmesinde yarar görülmektedir.
  • Ortaklar Cari Hesabının düzeltilmesi durumunda, düzeltmeden yararlanılan ortaklar bakımından işletmeden çektiği paralar için gizli kâr payı veya ödünç para verme olarak nitelenip nitelenmeyeceği bu durumlarda uygulama yapılıp yapılmayacağı da üzerinde durulan ayrı bir husustur.

 

3) Varlık Barışında;

Yurt dışından gelen paralarla ilgili yasada yer alan hükümler ancak vergi hukuku yönünden bir anlam ifade etmekte, diğer yasalar ve diğer hukuksal konular açısından 6736 sayılı yasanın uygulanması söz konusu değildir.

 

  • Yurt dışından gelen paralarla ilgili olarak yasanın çıktığı tarihten sonra gelen paraların da kapsama girip girmediği hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.

Kanaatimizce, yasanın çıktığı tarihten başvuru süresinin sonuna kadar olan süreçte getirilen varlıkların da kapsama girmesi gerekir.

  • Şirket adına olup da, yurt dışından gelen paraların üçüncü kişiler tarafından gönderilmesi durumunda bu takdirde yasadan yararlanıp yararlanmayacağı hususu ve ayrıca yurtdışından getirilecek paraların bankalar dışındaki vasıtalarla transferi konusu açıklığa muhtaç olup farklı yorumlara yol açmaktadır. 
  • Şirkete ait olup ancak kayıtlarda görünmeyip şirket ortağı üzerinde bulunan bir taşınmazın kayıtlara alınması veya ortağın adına kayıtlı ve tamamen ortağa ait olan gayrimenkullerin şirket adına beyanı nasıl yorumlanmalıdır?

Bize göre, şirketin malı olan bir gayrımenkul herhangi bir ortak adına da kayıtlı olsa, bu yasadan yararlanarak şirket adına beyan edilmesi halinde şirket aktifine alınmasında bir sakınca bulunmamaktadır.

  • Gerek şahıs adına gerekse şirket adına kayıtlı olup da "varlık barışı" kapsamında beyan edilecek gayrimenkullerde beyan değeri, tapu kaydındaki değer mi olmalı yoksa rayiç bedel mi olmalı, ayrıca, farklı beyanın tapu harcı uygulaması nasıl olmalı konuları düzenlemelerde net olmayıp, farklı yorumlamalara yol açmaktadır.
  • Beş yıldan önce alınmış bulunan taşınmazın kayıtlarda yer almaması durumunda nasıl bir işlem yapmak gerekeceği, bu taşınmazın af kapsamında kayıtlara alınıp alınamayacağı ve kayıtlara alınması halinde amortisman uygulamasının nasıl olacağı konusu da açıklığa kavuşmamış olup tartışmalı konular arasında bulunmaktadır.

Bize göre, kaç yıl geçmiş olursa olsun taşınmazın bu yasa kapsamında beyanında bir sıkıntı olmadığı ancak geçmiş yıl amortismanlarının ayrılmaması gerektiği kanaatindeyiz.

 

Sonuç;

 

Sonuç olarak Platform olarak, mevcut vergi barışı kalıcı olmasa da geçici olarak sıkıntılı mükellefleri rahatlatmıştır. Bu durum, görevini düzgün yapan ve duyarlı bazı mükellefleri de üzmemelidir. Özellikle kâr dağıtım stopajının yüksekliği ve kayıt dışı uygulamaların devamı neticesinde işletme kayıtları bozulmaya devam edecektir. Bundan böyle, yapılacak düzenlemelerin kalıcı olması gereklidir.

Diğer yandan yasada olmayan hususların 1 numaralı Tebliğde yer alması da tereddütlere ve kafa karışıklıklarına yol açmaktadır. Dolayısıyla bu hususların da açıklığa kavuşturulması gerekir.

Bununla birlikte yukarıdaki bölümlerde belirtilen ve tereddüt konusu olan açıklamaların 2 numaralı tebliğ ile düzeltilmesinde yasanın amacına uygun ve etkin biçimde uygulanabilmesi için yarar ve gerek bulunduğu kanaatine varılmıştır.

 

Adres: İstiklal Cad. Asmalı Mescit Mah. No:146 (34430) Beyoğlu / İstanbul
Tel: 0 212 251 60 90 pbx. Faks: 0 212 251 60 50
Bilgi: istanbulymmo@istanbulymmo.org.tr